Çarşamba, Ocak 05, 2011

Gönderen Gasteci

2

Benim Köpeciklerim...

Size babamdan bahsedeyim biraz... Kendisi Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi mezunu. Ama iki yıldır mesleğini yapmıyor. Bir çiftlik kiraladık orada çiftçilik yapıyor. Daha önce söyledim mi bilmiyorum ama biz Mersin'in Anamur ilçesinde oturuyoruz. Burada para kazanabileceğiniz en önemli şey tarımdır. Bizde düzene uyduk. Neyse konuyu uzatmayayım. Bizim iki köpeğimiz var. Biri Lady diğeri Ares. İsimlerinden de anlaşılacağı gibi Lady dişi, Ares erkek. Şimdi tek tek onları tanıtıcam size.

ARES :
3 yaşında bir retriever. Çok yaramazdır. Hani bu dünyanın en zekisi dedikleri Golden Retriever'lar var ya. Onların zencisi olan Flat Coated Retriever cinsi. Ama çok zeki ve insan canlısı gerçekten. Oyun oynamayı ve kaçmayı sever. O yüzden sadece biz varken salgın oluyor, onun harici hep tasmalı ve bağlı.

LADY:
5 yaşında bir Alman Kurdu. Çok masum görünür. Yanına yaklaştığınız anda hemen kulaklarını yatırıp Shrek'te ki 'Çizmeli Kedi' moduna girer. Sevmenizi ister ama bir türlü sevmenizi sağlıcak pozisyona giremez. Direk yere yattığı için neresini sevmeniz gerektiğini şaşırırsınız. Dişi olduğu için utangaç olabilir diye düşünürdük ama,
2-3 kere evden kaçması üzerine gizli bir şeytan olduğu kanaatine vardık. İlginçtir hiç hamile kalıp yavru doğurmadı. O kadar istedik halbuki ufak ufak Alman Kurtlarımız olsun. Satalım para kazanalım diye ama kısmet değilmiş.
Devamı...

Gönderen ayaklı_gaste

12

Hayalim 3 kelime o da şöyle - Yaz geleydi iyiydi!

Ben karar verdim. Yaz insanıyım arkadaş. Sıcak olacak hava, zaman zaman bunaltacak, gece uyku tutmayacak dışarı çıkacaksın falan...


Ha ben buraya nerden mi geldim?!

Ben tamamen masumum, bütün suç media playerın!

Şöyle ki, ben tam da bunalmışım finallerden, buhranlara girmişim, hastalıktan kafamı kaldıramıyorum, bitse sınavlar eve gitsem tatil yapsam modundayım. O an bir şarkı çalıyor ki aman aman.

Babutsa- Tabi Güzelim.



"Yanayım yanayım" la sevdik kendilerini. Kıbrıslılarmış. "yanayım yanayım" ı da baya iyi paraya satmışlar İbo'ya. Kliplerine bayılıyorum, şarkılarına da.


Neyse uzatmıcam çok lafı. Ben bunu dinlerken gözümü bi kapattım. Ah! İzmirdeyim.

Size de bi iyiliğim dokunsun istedim :) Nerde olmak isterseniz... :)
Devamı...

Gönderen Gasteci

0

Yeni yazarımız var... {Ayaklı Gaste}

Blog'u açalı daha bir kaç gün olmamıştı ki, hemen bir yazar buldum blog'a. Fromspring sitesinden takip ettiğim bir arkadaşımıza blog'da yazması için teklif götürdüm. O'da kabul etti sağolsun. Bundan sonra sizlerle Ayaklı Gaste nicki altında yazılar yazacak. Umarım bir faydası dokunur size. Kendisi daha çok uçuk kaçık, magazinsel yazılar yazıcağını söyledi ama ilerleyen zamanlarda neler olucağını kestiremeyiz.
Devamı...

Gönderen Gasteci

0

Arada dizeler yazıcam size... Okuyun diye

Pek belli etmem ama arada bir şiir yazarım. Bu şiileri fırsat buldukça paylaşıcam. Şimdi bir kaç tane yazayım buraya. Genelde Facebook profilimde paylaşırdım ama bundan sonra direk buraya yazıcam. Daha sağlıklı olur gibi geliyor.







By Gasteci · 30 Aralık 2010 Perşembe

Şakağımda ki gül...

Yakışmış mı kefenim üzerime ?
Nasıl duruyor şakağımda ki kırmızı gül ?
Bir maşallah de bedenime
Hangi aşık benim kadar yakışıklı ölür ?


By Gasteci · 30 Kasım 2010 Salı

Seni Senden Saklıyorum...

İmkansız darbelerin isyankar bayrağında

Hiç olmayacak bir düellonun önceden bilinen sonunda

Ve uğruna şimdiden ağıtlar yaktığım kaderimin,

kimsesiz hatırasından saklıyorum seni

Seni senden saklıyorum

Evet, kendimi kandırıyorum

Sabah olmayan gecelerde

Sonbahar olmayan mevsimlerde

Bitmeyen düşlerde

Gamze kenarı buruk gülüşlerinde

Saklıyorum seni

Seni senden saklıyorum

Evet, kendimi kandırıyorum



By Gasteci · 30 Kasım 2010 Salı

Cızzzz...

Küçükken sobaya her yaklaştığımda

"Cız" derdi annem...Yakar diye

Seni her düşündüğümde...

Yüreğimin "cız" etme sebebi buymuş...

Aşk gerçekten yakıyormuş...



By Gasteci · 29 Kasım 2010 Pazartesi

Yara...

Dizleri kanadı içimdeki çocuğun...

Feleğin çelmesine takılıp düştüğünde yere...

Sessizce akan göz yaşının ardından...

Çığlıklar yükseldi yüreğimden göğe...



Şimdilek Bu Kadar Yeter.... Devamı Gelecek...

Devamı...
Salı, Ocak 04, 2011

Gönderen Gasteci

2

Maskotum Wody =)

Çok şirin değil mi ? Benden bir parça oldu artık o. Onu çizerken kullanabileceğim aklımda yoktu hiç. Webmastersitesi diye bir forumda takılıyordum, hala da arada bakarım neler oluyor diye. Oradayken grafik konusuna merak salmıştım. Kendi kendime çizimler yapmaya başladım. İlk çizimim de çok sade bir görüntüsü vardı. Forumda ki nickim wodpacker'di. Woody Woodpecker'in çakması bir nick. O yüzden ona Wody ismini verdim.
Daha sonra bu bloğu oluşturma fikri geldiğinde aklıma "orjinal bir maskotum olmalı" dedim kendi kendime ve wody geldi aklıma. Şimdi konsepti gözümün önüne getirdim, "Gazetecilik", beni temsil etmeli dedi ki zaten benim gibi şişman oda. Ama aramızda bir fark var ki ona yakışıyor. Ben gözlük kullanmıyorum... İlk çizimin üzerine basit bir kaç photoshop hilesi ile bir gözlük ve bir makina koydum. Güzel de oldu sanki... Ben şahsen beğendim. Şimdi sıra sizde! Yorumlarınızı bekliyorum...
Devamı...
Pazartesi, Ocak 03, 2011

Gönderen Gasteci

0

Eurovision'a Yüksek Sadakat

Yılbaşı gecesi açıklandı...! Eurovision'da ülkemizi temsil edecek olan grup Yüksek Sadakat. Bildiğim kadarıyla ve kendi yorumlarımca gruptan bahsedeyim. "Belki üstümüzden bir kuş geçer" diyerek girdiler bizim renkli kutuya... Bir de "Kafile" vardı ki bende severdim... Grup aslında çook eskiymiş. Biz 2004 de gördük tanıdık ama Kutlu Özmakinacı 1997 de kurmuş grubu. Tarzlarından da taviz vermemişler pek. Ama isminin aksine birşeyler olmuş kariyerlerinin zirvesindeyken. Gruptan Deniz Alemdar ayrılmış ilk. Ama Alpay Şalt aratmamış yerini... Cemil Demirbakan'da "Yüksek Sadakatsizlik" yapıp gruptan ayrılması üzerine de Kenan Vural gruba katılarak yeni bir kan getirmiş oldu. İlginçtir bugüne kadar hiç gerileme olmamış grupta. Hep yükselen bir grafikleri var. Bu başarıyı Mayıs 2011'de Almanya'da da sağlamalarını diliyoruz. Türkiye'ye "Yüksek Sadakat" göstererek birinci olmalarını diliyoruz. Eee Sertap'tan sonra da hak etti bu ülke birinciliği. O şansı siz yakalayın.
Devamı...

, , , Gönderen Gasteci

0

IPad Orkestrası

Trt'de yayınlanan Sosyal Medya programını izlerken "Haftanın Videosu" olarak yayınlanan bir görüntü dikkatimi çekti. 2010 yılının en büyük icadı olarak ilan edilen Applenin ürettiği IPad uygulamaları ile müzik yapmışlar. Güzel ve eğlenceli bir video olmuş. Zil sesi, piyano sesi, fon müziğini Apple IPad ile, gitar sesi ise IPhone ile yapılmış. Ben beğendim. Bakalım sizde beğenecek misiniz ?

Devamı...

Gönderen Gasteci

0

Adamlar devletlerini kurmuşlar bile


Şırnak Jandarma Komutanlığı yaptığı operasyonlarda zengin iş adamlarına kesilmiş HPG makbuzları bulmuş. Bölgede yaşayan işadamlarına "Eğer çalışmalarınızda olumsuz bir durumun olmasını istemiyorsanız bu nota gereken çerçevede yaklaşmanız faydanızadır" yazılı yüklü meblalarda makbuzlar kesen terör örgütü üyeleri bu sayede 2 Milyon $'a yakın para toplamış. Kısacası tehdit yollu vergi sistemini oturtmuş düzene. Üstelik bu makbuzlara sözde bayraklarını bastırmışlar. Sonra diyorlar ki doğudaki vatandaşlarımız "Devlet bize yardım etmiyor. O yüzden PKK'ya güveniyoruz, orduya değil." E be güzel kardeşim. Ordu senden zorla vergi topluyor mu ? Seni öldürme olasılıkları var mı ? Gerektiği zaman sana kendi hastanesini de açmıyor mu ? Ne demeye hala onları içiniz de barındırırsınız. Dağlara çocuklarınızı yollarsınız. Kardeşim şunu bilir şunu söylerim... Nankörlük zor zanaat. Zoru seçmeyin.
Devamı...
Pazar, Ocak 02, 2011

Nihayet...


Uzun bir süredir blog yazıp yazmamak arasında gel-gitler yaşıyordum. İlk zamanlar blog yazmayı saçma ve zaman kaybı olarak görüyordum. Çünkü o zamanlar internet sitelerini para kazanma amaçlı bir araç olarak görüyordum. Ama son zamanlarda sırf bu işten zevk almak için blog yazan, takip edilen sayısı azar azar, arttıkça alınan hazın ve hissedilen gururun bir kaç örneğine rastladım. Bunlar arasında yer alan bloglardan biriside sahibini de sanal ortamdan tanıdığım Utkuygun blogu. Yaş olarak henüz yolun başında olan... Ama o yolu çoktan ortalayıp yerinde saymadan kendine çok şey katan, grafik konusunda da kıptayla baktığım bir arkadaşımız Utku Uygun. Henüz 15 yaşında olmasına rağmen bende blog yazma isteği uyandıran bu genç arkadaşımıza ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Gelelim Gasteci'ye yani benim bloğuma. Kendim hakkında detaylı bilgiyi ilerleyen zamanlarda vericem ancak blog içeriğinden kısaca bahsedeyim. Ki henüz bir içeriğim yok. Ama olurcak =) ... Ben Mersin'in Anamur ilçesinde 2 yıldır gazetecilik yapan genç sayılan bir yaşta olan ama övünmek gibi olmasın hayatı hep olgunlukla karşılayan biriyim. 4-5 yıldır webtasarım ve grafik konusunda kendimce bişey yapmaya çalışıyorum ancak bu henüz amatörlükten ileriye geçemedi. İnşallah 25-30 yıl sonra profesyonelleşicem emekli olunca =) ... Bloğumda mesleğimle alakalı yazıların yanı sıra sıradan eleştirel veya övgüsel yazılar olucak. Kimi zaman ağır üsluplar kullanıcam ama bu sizi korkutmasın çok negatif biri değilim sizlerlede elbet bir ortak noktamız çıkar.

Blog yazma kararımı az öncede bahsettiğim Utkuygun sitesini takip etmeye başladığımda verdim. Yaklaşık 1 ay kadardır da tam olarak nereden başlayacağımı bilmediğim için oyalanarak geçirdim vaktimi. Aksiliktir tam kararımı verip işe koyulduğumda bilgisayarım arzalanarak beni ellerin bilgisayarlarına mahkum etti. İş yerinde yada "Bi bakıp çıkayım" diyerek aldığım eş dost bilgisayarlarında bu hale getirebildim blogumu. Ama yıldırmadı beni aksine şevk verdi. İstek geldi... Yazmayı çok sevmiyorum aslında... Ancak ekmeğini kaleminden kazanan biri olarak alışkanlık yaptı, huyum olmaya başladı birazda özendim... Neyse saat 01:43 olmuş uyumam gerekiyor sanırım. Gene bi konu bulur buluşurum sizinle. Bir daha ki görüşmeye dek hoşçakalın. Geri gelicem....
Devamı...
Pazartesi, Kasım 16, 2009

, , , , Gönderen Gasteci

0

Uluborlu...Uluborlu...

Ahhh...

Çok uzun zaman oldu. Selçuk Abinin Belediye altındaki kahvede oturmayalı. Yaklaşık 4 aydır çıkmamıştım Kirazkent'in yokuşunu.Performanstan düşmüşüm. Soğunuda özlemişim. Suyunuda... Hatta haşhaşlı ekmeğini. İnanmıyacaksınız ama vize heycanını bile özlemişim.Evet uzun sürdü yolculuk 12 saat kadar. Ama olsun sonunda o hiç sevmediğim dediğim, nefret ediyorum dediğim, beddualarıeksik etmediğim veayrıkalıncada özlediğim yerdeyim. Uluborlu'da...

Normal süre olan 2 yılı bitirmiş olmama rahmen altdan kalan derslerimi vermek için yeniden geldim.Ve iyikide geldim. İnsan dedikleri gibi bazen yanındakini fark edemiyor.Ama uzak kalınca özlüyor.Bende öyle oldum. Özledim... Ve çok özledim...

Belkide gözüm burda açıldığı için.Burda hayatı öğrendiğim için. Belki burda rahat olduğum için. Belkide sakinliği sevdiğim içinözledim burayı. Bilemiyorum...Ama uzakken gerçekten bir burukluk vardı içimde. Annem-Babam kızmıştı ders bıraktığım için ama... Ben. İyikide bırakmışım diyorum bazen. Her ne kadar mezun olduğumda mesleğimi yapmıcak olsamda. Genede buraya Dünyanın parasını vererek gelmek bana mutluluk veriyor.

Yarın sınavlarım başlıyor. Ve 24Kasımda burdan ayrılıcam ama bu sefer buruk olmucak içim.Finallerde gene burda olucam. Merak etmeyin ozamana kadarda anlatıcak birşeyler bulurum ben size. :) Uluborludan Selamlar...
Devamı...